29 Eylül 2012 Cumartesi

Başkentin Şirin İlçesi: Ayaş

Toprağım, çocukluğum, ana vatanım...

Dostlarım, sizlerle memleketim Başkent'in küçük, şirin ve sıcak ilçesi Ayaş hakkında bir şeyler paylaşacağım.

Ayaş denilince akla ilk gelenler: Ayaş Domatesi, Ayaş Dutu ve Tiftik Keçisi'dir. Dutu ve Domatesiyle ün yapmış, çevre il ve ilçelerden her zaman bu lezzetleri tatmak isteyenleri ağırlamıştır. Haziran ayının son haftası yapılan Dut festivali ile Ankara ve çevresine bir nebzede olsa Ayaş tanıtılmaktadır.

Ayaş'ın tarihi, Tarihi İpek Yolunun geçmesiyle zenginleşmiştir: Hanlar, Camiler, Tarihi Ayaş Evleri bunun en önemli göstergesidir. Ayrıca, Ayaş bir Termal Suları ve Kaplıcaları ile de şifa dağıtmaktadır.

Ayaş'ın yemeklerine baktığımızda ise Tarhana çorbası, Güveci, Sarması, Höşmerimi, Dutdibi Siyeri ve Bazlaması en göze çarpanlardır. Benim favorim ise Tarhana çorbasıdır. Her yıl babaannem kendi elleriyle yapar ve güvenle saklayacağımız bir yıllık çorbamız mutfağımızda yerini alır.

Benim köyüm aslında Ayaş'ın eski kasabalarından Sinanlı Kasabası'dır. Yeni yasa ile mahalle oldu ama :(
Sinanlı halkı; tarım, hayvancılık ve ticaretle geçimi sağlar. Selçuklu döneminden günümüze kadar kalan Büyük Camii ve Çal dağının eteklerinden kaynayan ve bir ılıcaya dökülen kaynak suyunun bulunduğu alan(Tarihi Köy Ilıcası) köyümün en önemli kültür ve turizm alanlarıdır. Ayrıca, eski yerleşimin olduğu Avşar Mevkiine bağlı Yıkıklar bölgesi de ilginç bir yerdir.

Genel olarak baktığımızda, Ayaş, gelişmeye açık, tarihi değerlerini korumamız gereken bir ilçemizdir. Sanayisi yok denecek kadar azdır. Ayaş dutu ve domatesinden, yerel halk yeteri kadar fayda sağlayamamaktadır ve bu ürünlerin biraz daha ticarileştirilip, yerel halka maddi bir gelir sağlanması gerekmektedir diye düşünüyorum. Bu durumda bu görev bizlere ve belediyeye düşmektedir...

Ayaş, Ankara merkeze 58 km. uzaklıkta olup, ulaşım yaklaşık 45 dk. sürmektedir. Ankara'da şehirden sıkılanların, şehir hayatından kaçmak isteyenlerin bir hafta sonu Kirazdibi mevkiine gidip, Gölet kenarında piknik yapmalarını tavsiye ederim :) Bu esnada Tarihi Ayaş Evlerini de gezmeyi unutmayın derim... Ha bu arada Ayaş insanı çok sıcak kanlıdır, gezerken yorulursanız ve ninelerimiz sizi görürse "Guzum gel biraz durda soluklan" dediklerini duyar gibiyim :D

Sevgiler,

Kaynakça: http://www.ayas.bel.tr/








9 Eylül 2012 Pazar

Bosch'da Staj Deneyimi

Dostlar Merhaba,

Buruk bir günde bu yazımı yazmaktayım. Yaklaşık 2.5 aylık Bosch Uzun Dönem Staj maceram 2 gün sonra sonlanacak, dostlardan ve alıştığım düzenden ayrılmak biraz zor olacak gibi...

25 Haziran'da başlayan maceraya katılmak için Nisan ayında kariyer.net ten başvuru yaptım. Akabinde telefonda yapılan ingilizce ve Türkçe mülakatlardan sonra, yüz yüze ingilizce ve Türkçe mülakat, en son olarakta genel yetenek ve ingilizce testini geçtim ve staj için olumlu yanıt aldım.

Uzun dönem staj için 23 kişiden oluşan bir ekip seçilmişti: ODTÜ, İTÜ, YTÜ, DEÜ ve BÜ üniversitelerden oluşan bir ekipti...

Staj kapsamında herkese projeleri verildi, başlarda projelerimizi tam istediğimiz gibi bulmamıştık ama işin içine girince genelde herkesin memnun olduğu şekilde gelişen projeler ortaya çıktı. Benim projem, üretim seviyelendirme panosunun yerinin değiştirilmesi üzerine idi. Projem bu ay uygulanmaya başladı ve bundan dolayı mutluyum ve Projemi bir araç olarak gördüğüm için kendimi tanımama yardımcı oldu. Yarın da üst yönetime sunumumuz var ve onun heyecanı içindeyiz.

Bosch İK'ları bizler için kısım ve departman müdürleriyle tecrübe paylaşım seansları düzenlediler, müdürlerinin deneyimlerini dinlemek ve onlara merak ettiklerimizi sormak oldukça güzel oldu. Sunum teknikleri ve kişisel farkındalık eğitimi de oldukça verimli geçti. Ayrıca; sinema, bowling ve kareoke aktivitesini de düzenlemeyi de ihmal etmediler :)

Biz, 23 kişi, aynı yurtta kaldığımız için oldukça eğlendik, bizde kendi aramızda çeşitli aktiviteler düzenledik: Uludağ, Cumalıkızık gezileri, sinema günleri, paintpall, Bosch evi yemekleri vs. Staj dostluğumuz uzun yıllar sürecek gibi :)

Genel olarak Bosch'u değerlendirmek gerekirse; oldukça kurumsal bir firma ama girişimcilik ve esneklik yönünden biraz katı kısımları da var. Bu durum bazen biz gençleri sıkabiliyor. Ama yinede uluslararası bir kültür görmek ve güzel işler yapmak isterseniz siz de seneye bu programa başvurun derim.

Projem kapsamında bana her zaman yardımcı olan departmanıma, pateme(danışman) ve Bosch İK'a çok teşekkürler...

Herkesin stajının istediği gibi geçmiş olması dileklerimle,











21 Ağustos 2012 Salı

Kahramanlar Kulübü (YKB)

Dostlar merhaba,

Sizlerle, üye olduğum kulüp hakkında bir şeyler paylaşmak isterim:

Serüven, Ocak ayının ilk günlerinde bir ilana başvurmamla başladı. Yapı Kredi Bankası(YKB) Heroes Club(Kahramnalra Kulübü) üyeleri arıyor adlı ilana başvurdum ve 3 aşamadan oluşan mülakat sürecinden başarıyla çıkan 59 kişiden biri oldum. Mülakatlar; i)Ucu açık sorular ve cv, ii)Vak'a çalışması iii)Bire bir mülakat şeklindeydi.

Mart ayında YKB'nin denize sıfır olarak tabir ettiğimiz Bayramoğlu tesislerinde tanışma toplantısı etkinliğiyle maceramız devam etti ve bol bol dans edip eğlendik.

Mart ayının sonunda Kişisel Vizyon Belirleme eğitimimiz hem teknik hem de kişisel gelişim açısında oldukça başarılıydı. DREAM adlı doğru hedef belirlemeye faydalı bir araç öğrendik.(Detayını açıklayamam çünkü sizde başvurursanız bu programa öğrenirsiniz :D )

Nisan ayında ise 2 gün boyunca Sunuş Becerileri eğitimi aldık. Haziran da ise 3 günlük kamp ve takım çalışmalarıyla 3 dönemden oluşan Heroes Club'ın ilk dönemini kapattık.

Akabinde Ağustos ayında zamanı uygun olan yaklaşık 40 arkadaşımız stajlarına başladılar ve hala devam ediyorlar :) Gelecek dönem ise bankacılık, finans eğitimleri devam edecek ve tabiki eğlencelerde :D
Ben eğlencelerden çok bahsetmedim ama partiler, mangallar vs. her zaman oluyor.

Bunlar işin eğitim, gelişim tarafları önemli olan bize verilen DEĞER diye düşünüyorum. YKB İnsan Kaynakları ve Organizasyon bizi her zaman el üstünde tutuyorlar ve sorunlarımıza her zaman mentörlük yapıyorlar, onlara sonsuz teşekkürlerim var.

Peki, bu programa başvurmak için ne gibi özellikler gerekli diyorsunuzdur:
- Üniversitede 3. sınıf olmak.
- Kendine güvenmek yeterli diye düşünüyorum. Ha birde bir şeyleri birazcıkta olsa yapmış olmak gerekir. O bir şeyler işte sizin hikayeniz ;)

Benim Kahramanlar Kulübü ile ilgili olarak diyebileceklerim bu kadar :)

Sevgiyle,




17 Temmuz 2012 Salı

Üretim Seviyelendirme Panosu (Heijunka)

Talebin değişken olduğu günümüzde şirketler bu değişkenliği azaltmak için değişik üretim modelleri denemekteler. Yalın üretimde bu yöntemlerden biridir. İsrafı azaltmak üzerine kurulmuş, çekme sistemli bir üretim sistemidir.

Ben size yalın üretimin üretim seviyelendirme için kullanılanan Heijunka konseptinden bahsedeceğim. Heijunka; Türkçesi "üretim seviyelendirme" olan bir Japon terimdir. Heijunka panosu; kamçı etkisi dediğimiz dalgalı talebi azaltmak için kullanılan görselleştirme aracıdır.

Heijunka, tempo belirleyici üretim hattının önüne konarak üretimi tetikler. Amaç; ara stokları ve ihtiyaçtan fazlasının üretimini engellemedir. Heijunkadan sonraki hatlar FIFO prensibine göre çalışır, ve genellikle parçaların toplandığı üretim kısmına pano konulur. Heijunkadan önceki hatlara bilgi kanban ile taşınır.

Kısaca, Heijunka yukarıda anlattığım şekilde. Detaylar için bana ulaşabilirsiniz.

Sevgilerle,

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Yeni bir adım...

Uzun zamandır bloguma bir şeyler yazmadığımı farkettim.

Yaklaşık 4 haftadır Ankara'dan uzakta bir diyardayım: Bursa.

Bursa deyince aklımıza ilk olarak Tarihi ve Yeşili gelir doğal olarak. Gerçekten de doğru, Ulu camisi, Uludağı, köyleri bunları yansıtıyor...

Bursa'ya gelince Heykel, Kapalı Çarşı, Ulu Cami(Tarihi koklamak ve huzur bulmak için), Tophane(Bursa'nın görüntüsü), Uludağ(Teleferikle gidin derim :D), Cumalıkızık(haftasonu kahvaltısı için), Mudanya'yı(Balık ekmek :D ) gezmeyi unutmayın :)

Peki ben neden Bursa'dayım. Bosch Bursa'da uzun dönem staj yapıyorum. Biz, proje stajı için Türkiye'nin değişik illerinden gelen 23 kişiyiz.

Staj oldukça verimli geçiyor; hem teknik anlamda hem de sosyal anlamda. İnsan kaynakları proje stajyerleri için eğitimler ve eğlenceler düzenliyorlar. Herkesin bir ya da iki projesi var ve pateleriyle(rehber, danışman) beraber projeleri üzerinde çalışıyorlar. Ayrıca hepimiz aynı yurtta kaldığımız için yeni dostlar kazandık ve güzel vakit geçiyoruz.

Her ne olursa olsun Ankara'nın havası bir başka, Ankara'yı ve ailemi özledim...

Sağlıcakla kalın...

30 Mart 2012 Cuma

Güvenmek

İnsanlara güvenir misiniz? Onlara zor durumlarında yardım eder misiniz? Ya da emeklerinizin karşılığını alır mısınız?

İnsan hayatı değişik çelişkiler içinde her zaman. Belkide bunlar hayatımızın tuzu biberi...

Bu hafta insanların hırsları için bir kalemde başkasını harcadığını gördüm. Buda yapılır mı dedim. Ama yapılabiliyormuş. Olayın detaylarını anlatmayacağım ama tahminlerimde(kişilik yapısı tahmini) yanılmamışım bunu öğrendim. Size bir dost tavsiyesi insanlara ön yargı ile yaklaşmayın ama onların kafa yapısını iyi anlayın derim.

"Paylaşmadığımız hiçbir şey bizim değildir."

Sevgilerle,





20 Mart 2012 Salı

Değer Vermek

Hayatınızda nelere değer verirsiniz?

Bu sorunun cevapları:

1-) Aileme
2-) Topluma
3-) Kendime
4-) İşime
.
.
.

şeklinde olabilir. 

Bunun sıralaması kişilere göre değişiklik gösterir. Ama insanlar her şeye bireysel(bireyci) olarak yaklaşmaya başladılar. Yalnızca kendilerini düşünür oldular. Para her zaman ana amaçları oldu. Bazen ben de bu furyaya ister istemez katılıyorum. Umarım bunu en aza indirebilirim.

"Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışır, yarın ölecekmiş gibi hazırlık yaparsanız hırsınızı da törpülemiş olursunuz ve insanları kırmazsınız. Paranın ötesinde değerler olduğunu görün." 

Bu söz parolamız olur inşallah.

Sevgiyle,

Hasan.

16 Mart 2012 Cuma

Karar Vermek !!!

Hayatımızda sürekli karar veriyoruz. Ortalama olarak bir insanın günde 200 karar verdiği söylenir: bunların bazısı zordur, bazısı ise kolay denebilecek türdedir...

Ben bugün zor bir karar verdim. Bunu verme sebeplerim vardı. Artık oraya katkı yapamayacağımı düşündüm ve kendimi de oldukça zorluyordum. Ama inşallah 6 ay sonra tekrar devam edeceğim kaldığım yerden... Çünkü, böyle samimi bir ortamı bırakmak oldukça zor diye düşünüyorum.

Karar vermek; bir süreç işidir. Karar ise onun sonucudur diye düşünüyorum.

Umarım verdiğiniz her karar size mutluluk getirir !!!

En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir sözünü de unutmayın dostlar.

Dostlukla,

Hasan.

7 Mart 2012 Çarşamba

Oku !!!

Hayata nasıl bakarsınız? Cevabı: Herkesin kendine göre cevabı vardır.

Hayatı nasıl görürsünüz peki? Aynı şekilde herkesin kendine göre cevabı var.

Geçenlerde biriyle sohbet ediyorum dedi ki Allah'ın ilk ayeti nedir Oku değil mi? Evet ilk emir Oku. Yaratan Rabbi'nin adıyla oku.

Aslında ilk ayet çok iyi açıklıyor bunu: Okuyacağız yeni bilgiler öğrenmek, hayatı tanımak için. Ama okurken kendimizi de okuyacağız. Hayatı okuyacağız ve hayatın güzelliklerini göreceğiz.... Okumak için okumamak gerekir, ondan tad almaya çalışın lütfen.

Bir yere baktığımızda herkes aynı şeye bakar ama herkes farklı görür. Nedenleri; eğitimimiz, kültürümüz, inançlarımız olabilir ama önemli olan ondan yeni bir şeyler öğrenmek ve tad almaktır.

Neyse benden bu kadar haftaya görüşürüz :)

Hayatınızdan sevgi eksik olmasın...

Hasan.

28 Şubat 2012 Salı

Samimiyet !!!

Samimi olmak nedir? Hiç sordunuz mu kendinize, ben samimi birisi miyim diye?

Samimiyet; içtenlik, içten olma demektir.

Etrafıma bakıyorum herkes çıkar ilişkisi içerisinde, bazen ben de bu oyuna bilerek ya da bilmeyerek alet oluyorum. Keşke olmasam...

Samimiyetle bana her zaman destek olan bir hocam vardı, şimdi ayrı yerlerdeyiz ama hala desteğinizi hissediyorum.

Ailem her zaman samimi bana... Sevdiğim dostlarım da samimi...  Onlar karşılık beklemeden samimiler.

Neyse çok fazla uzatmayayım, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun sözüyle bitirmek istiyorum:

"Hayatın kokusu ve rengi olan samimiyet, sizden uçup gitmişti."

Sevgiyle,

26 Şubat 2012 Pazar

Sen bir mucizesin !!!

Hayat mucizelerle dolu...

Peki hayatımızdaki en büyük mucizenin ne olduğunu biliyor musunuz?

Cevabını Prof.Dr.Mehmet Gürkaynak cevapladı: İnsanın doğması.
İnsanın doğması gerçekten bir mucize kaç milyonda bir olasılıkla gerçekleşiyor.(Tam olasılığını ben de bilmiyorum...)

Sayın Gürkaynak; Hayat eşittir Zaman diyor. Zaman eşittir Para diyor. Para eşittir Mal ve Hizmet diyor.

Peki tam tersi olay mümkün mü?

Parayla Zamanı alan oldu mu? Olduysa bende almak isterim...

Hayatımızdan keyif alalım ve kaliteli zaman geçirelim derim ne dersiniz?

Zamanı durdurmak imkansız ama içini doldurmak mümkün...

Umarım sizde içini dolduranlardan olursunuz :)

Dostlukla.