1 Kasım 2025 Cumartesi

Newyork

New York Güncesi – Eşim Yasemin ile 2. Ziyaretimiz (2025 Sonbaharı)

🗽✈️🍎

Sevgili eşim Yasemin ile New York turumuz başladı. Bu, şehre ikinci gelişimiz.
İlkinde Amerika yaşamını anlamaya çalışırken bu kez daha deneyimli, rahat ve planlı bir rota izledik.
2023’e göre şehirde gözle görülür değişiklikler var; yeni binalar, yeni ikonik yapılar (örneğin Louis Vuitton’un binası) şehrin dokusuna eklenmiş.
Ancak şehirdeki yoğunlukla birlikte hava da biraz kirlenmiş hissediliyor — maske takmak neredeyse yeniden rutin haline gelmiş.


1. Gün – Varış, Bryant Park ve Broadway Keyfi

JFK’den çıkıp Uber Shuttle ile Port Authority Terminal’e (New York’un ASTİ’si gibi) ulaştık.
2023’te olmayan bu hizmet, kişi başı 16 dolar karşılığında oldukça konforlu bir seçenek sunuyor.
Alternatif olan AirTrain + metro kombinasyonu 12 dolar civarında ama bu shuttle kesinlikle pratik bir çözüm.

Terminalin bir blok sonrasındaki Pod Times Square (Pod 42) otelimize geçtik.
Odalar küçük ama tertemiz; üstelik Times Square’e yürüme mesafesinde.

Otelimizden çıktıktan sonra Bryant Park’a gittik.
Ekim sonu olmasına rağmen Christmas pazarı kurulmuştu — halbuki Halloween dönemindeyiz, her yer turuncu süslerle doluydu 🎃

Parktan sonra Magnolia Bakery’de meşhur banana puding yedik, ardından Rockefeller Center’da buz pateni yapanları izledik.
Sonrasında Apple Store’a uğrayıp Yasemin’in saatini tamir ettirmek istedik ama işlem beş iş günü süreceği için iptal ettik.

Akşam yemeğinde Five Guys’da klasik bir cheeseburger keyfi yaptık (ara sokaktakiler özellikle önerilir).
Daha sonra Broadway’de önceden “Aslan Kral” ve “Aladdin”i izlediğimiz için bu kez “The Great Gatsby” müzikalini tercih ettik —
görsel şölen ve hikâye anlatımı muhteşemdi.

Geceyi Times Square’de ışıklar içinde bitirdik.
Hard Rock, Raising Canes gibi mekanlar daha önceki gelişimizden tavsiye listemizde.
Ayrıca 42. Cadde üzerindeki küçük magnet ve anahtarlıkçılar gece alışverişi için idealdir.


2. Gün – Sanat, Lezzet ve Tatlı Duraklar

Jetlag etkisi sürüyor olsa da sabah Applebee’s Diner’da güzel bir omlet ve pancake kahvaltısıyla güne başladık.

Sonrasında MoMA’ya uğrayıp Picasso ve Salvador Dali eserleri arasında keyifli bir sanat molası verdik.
Müze mağazasından anahtarlık ve duvar rozeti aldık.

Öğle yemeği için Katz’s Delicatessen’de klasik pastrami sandviç yedik.
Hemen yakınındaki Marshall’s’ta kısa bir alışveriş turu yaptık.

Tatlı molasında Levain Bakery’de cevizli çikolatalı cookie ve banana bread denedik 🍪 Harikaydı, tavsiye ederim.
Ardından Starbucks Reserve Roastery’ye geçtik — dünyada sadece altı şubesi bulunan bu özel mekanda
çekirdek kavurma sürecini izlemek keyifliydi, kahveler de çok kaliteliydi.

Akşam Bryant Park ve Times Square**’de dolaşarak günü tamamladık.
Metro ulaşımı oldukça kolay; kredi kartınızı doğrudan turnikede okutup 2.90 dolar ödeyebiliyorsunuz.


3. Gün – Alışveriş Cenneti: Woodbury Common Premium Outlets

Sabah Port Authority Terminal’den (409 numaralı Coach USA) otobüsle Woodbury Common Premium Outlets’e gittik.
2023’te kişi başı 36 dolarken bu yıl 53 dolar olmuş.

Woodbury, hem Macy’s’ten hem de Manhattan’daki bulvardaki mağazalardan daha uygun fiyatlı
özellikle marka alışverişi için kesinlikle doğru adres.

Kahvaltıyı Market Hall’de yaptık.
McDonald’s Steak, Egg & Cheese menüsü oldukça doyurucuydu — biz Türkler için kahvaltıda kavurmaya yakın bir lezzet. (NYC'de en ucuz kahve Mcdonaldsda ve freeshly brewed coffee cok lezzetli.)
Ayrıca Asya ve Meksika mutfağından seçenekler de var.
Öğle yemeğinde Chipotle Mexican Grill’de burrito bowl tercih ettik, lezzet harikaydı.

Alışverişte tüm markalar mevcut:
Columbia, Skechers, Tommy Hilfiger, New Balance, Victoria’s Secret, Marc Jacobs, Kipling, UGG, Lacoste, Samsonite ve daha fazlası.
Bazıları e-posta ile üyelikte ekstra indirim sunuyor (örneğin Tommy’de %20 indirim kazandık).
Ödeme sırasında üye olursanız Skechers gibi mağazalarda %10 ek indirim de var.

İpucu: Alışverişe başlamadan önce Samsonite veya başka bir bavul mağazasından uygun bir çanta almak büyük kolaylık.
Biz daha önce Tommy’den aldığımız çantayı kullandık — oldukça sağlam çıktı.
Ayakkabılar Türkiye fiyatlarının neredeyse üçte biri düzeyinde.


4. Gün – DUMBO, Yağmur Altında Köprü ve Akşam Tony’s Di Napoli Keyfi

Yağmurlu bir günde F metrosu ile DUMBO’ya gittik.
Fotoğraf çektik, Time Out Market’i gezdik, Butler’da kahve ve cookie molası verdik.

Öğle yemeğinde ünlü Grimaldi’s Pizzeria’da büyük boy Margherita pizza söyledik — yarısını paket yaptırdık.
Üyelikle gelen ikram olarak bruschetta ekmeğine domates, biber ve enginar sundular, lezzet müthişti.

Sonrasında %Arabica’da “drip brewed” kahve deneyimi yaşadık.
Yağmur altında Brooklyn Köprüsü manzarası da oldukça romantikti ☔

Günün sonunda 34. Caddedeki dünyanın en büyük Macy’s’ine uğradık.
En üst katta uygun fiyatlı markalar bulunuyor, mutlaka göz atın.

Akşam yemeğinde ise favori mekanlarımızdan Tony’s Di Napoli’deydik.
Bu restoran, üçüncü ziyaretimizde de aynı sıcak aile ortamını sundu.
Klasik spaghetti & meatball ve house salad sipariş ettik — lezzeti yine muhteşemdi 🍝
Google puanı da oldukça yüksek, kesinlikle tavsiye edilir.


5. Gün – Dostlarla Buluşma ve Halloween Coşkusu

Sabah PMI’dan arkadaşımız Seda ile Times Square Diner & Grill’de buluştuk.
Burada klasik Amerikan kahvaltısı — omlet, pancake ve sınırsız kahve — konseptinin tadını çıkardık.

Ardından 5. Cadde boyunca Apple Store, UGG, NBA Store ve Rockefeller Center’daki Glace Bakery’e uğradık.
Dönüş öncesi otelimizin yanındaki Target (42. Cadde – Port Authority Terminal)’den son alışverişlerimizi tamamladık.

Akşam 7th Street Burger’da cheeseburger yedik (kesinlikle tavsiye edilir).
Daha sonra Canal Street’ten başlayıp 15. Cadde’de biten Halloween yürüyüşüne katıldık —
müthiş bir festival havasındaydı, anlatılmaz yaşanır 🎭

Gezi bitmeden Times Square’e uğrayıp Carlos Bakery’den Lobster Tail ve Cupcake aldık.
Lezzetleriyle geziye tatlı bir veda oldu.


6. Gün – Dönüş

Sabah hazırlıklarımızı tamamlayıp Uber Shuttle ile havaalanına geçtik.
(Not: Shuttle’ın valiz limiti olduğunu unutmayın.)

New York her zamanki gibi büyüleyiciydi;
farklı, kalabalık, enerjik ama her seferinde yeniden keşfedilmeye değer.


Genel Değerlendirme ve Tavsiyeler 🌆

Bu ikinci ziyaretimizde daha planlı, rahat ve seçici bir gezi deneyimi yaşadık.
İlk gelişimizde zaten Central Park, Brooklyn Köprüsü, Financial District, Vessel, High Line, Chelsea Market ve Little Island gibi bölgeleri kapsamlıca gezdiğimiz için bu kez rotamızı daha çok deneyim, lezzet ve keşfe odakladık.

Gözlemler ve Notlar:

  • Şehir hâlâ çok canlı ama hava kalitesi biraz düşmüş; maske taşımak faydalı olabilir.
  • Uber Shuttle yeni ve ekonomik bir ulaşım seçeneği.
  • Metro kartlı sistemle çok pratik hale gelmiş (kredi kartınızı doğrudan okutabiliyorsunuz).
  • 8. Bulvar çevresi yemek açısından çok zengin; kısa süreli gezilerde keşfe değer.
  • Woodbury Outlets, fiyat/marka dengesi açısından hâlâ Manhattan’daki alışverişten çok daha avantajlı.
  • Levain Bakery, Tony’s Di Napoli ve Carlos Bakery gibi klasik mekanlar, şehre her gelişte yeniden uğranması gereken yerler.
  • Diner kültürü burada sabah kahvaltısının keyifli bir ritüeli; omlet ve kahve ile güne başlamayı alışkanlık haline getirebilirsiniz.
  • Yürüyen merdivenlerde soldan çıkmak New Yorklular için adeta refleks, buna dikkat etmekte fayda var 🙂
  • Güvenlik konusunda metrolarda dikkatli olmak gerekse de genel anlamda şehir turistler için güvenli.

Sonuç olarak, New York her seferinde farklı bir yüzünü gösteriyor.
Bir yandan kaotik ama bir yandan büyüleyici.
Kahve kokusuyla, Broadway ışıklarıyla, yağmur altındaki Brooklyn manzarasıyla ve Times Square’in enerjisiyle…
Bizim için yine unutulmaz bir deneyimdi.







27 Ekim 2025 Pazartesi

Niagara Şelalesi’nde Hayatın “Vay Be” Dediği An

Niagara Şelalesi’nde Hayatın “Vay Be” Dediği An

Bazı yerler vardır, sadece bir doğa harikası değildir; size yaşamı, nefesi, anı hissettirir. Niagara Şelalesi tam olarak öyle bir yerdi bizim için. Yasemin’le birlikte çıktığımız bu kısa ama dolu dolu seyahat, “hayat bu işte” dedirten türdendi.

Yolculuk ve İlk İzlenimler ✈️

İstanbul’dan Türk Hava Yolları ile JFK’ye, oradan Delta ile Buffalo Havalimanı’na geçtik. Havalimanından Niagara’ya taksiyle (yaklaşık 105 dolar) ulaştık. Konaklamamız Niagara Marriott Fallsview Hotel & Spa’daydı — Booking üzerinden ayarladık. Gerçekten harika bir tercih olmuş! Hem konumu hem manzarası müthişti.

Kahvaltısı da ayrıca övgüyü hak ediyor: ıspanaklı omlet ve kurutulmuş muz hâlâ aklımızda. Kanada tarafına geçerken Rainbow Köprüsü girişinde pasaport kontrolü yapılıyor, ama manzaranın büyüsüne kapıldığınızda bu küçük detayları bile unutuyorsunuz.

Kanada Tarafı: Deneyim Dolu Bir Atmosfer 🇨🇦

Niagara’nın Kanada tarafı, bizce deneyim açısından çok daha keyifliydi. Hard Rock Cafe, Hershey’s, Casino, Coca-Cola hediyelik merkezleriyle adeta küçük bir “eğlence platosu” gibi. Hem nehir kıyısında hem şehir havasında zaman geçirebiliyorsunuz.

Gündüz ve gece ışıklarıyla At Nalı (Horseshoe), Amerikan ve Gelin Duvağı (Bridal Veil) şelalelerini izlemek inanılmazdı. Özellikle bot turu… Şelaleye yaklaştığınız o an, suyun gücüyle birlikte yüzünüze çarpan sis, rüzgâr ve uğultu… İşte o an “hayat neymiş kardeşim!” dedirten o içten fark edişi yaşadık.

Yapılacak Aktiviteler 🌊

Niagara’da sadece izlemek değil, hissetmek de mümkün.

  • Maid of the Mist / Hornblower bot turları: Şelalenin kalbine kadar gidiyorsunuz.
  • Behind the Falls: Asansörle şelalenin arkasına inip suyun dökülüşünü birkaç metreden izleyebiliyorsunuz.
  • Zipline: Adrenalin sevenler için müthiş bir alternatif.

Tüm biletleri nehir kenarındaki stantlardan kolayca alabiliyorsunuz.

Yeme İçme 🍔

Yemek konusunda da seçenek çok. Biz TGI Fridays, Applebee’s ve Morton’s Steakhouse’u denedik. Hamburger, salata ve steakler hem lezzetli hem de porsiyonları oldukça doyurucuydu. Şelale manzaralı akşam yemekleri ise apayrı bir keyifti.

Hediyelikler ve Küçük Keşifler 🎁

Hediyelik alışverişi için Grandview Marketplace ve Table Rock bölgelerini mutlaka gezin. Biz her zamanki gibi magnet, anahtarlık ve çanta aldık. Tabii Kanada klasiği Maple Şurubunu da unutmadan!

Maple Leaf Place’de katıldığımız küçük bir tadım seansında bize Amber çeşidini önerdiler ve gerçekten müthişti. Hafif karamelimsi aromasıyla pancake ve waffle’lara bambaşka bir lezzet katıyor. Üç çeşidi olduğunu öğrendik: Golden, Amber ve Dark — bizce Amber kesinlikle favori! 🍁

Eğer zamanınız varsa, araba kiralayarak Niagara-on-the-Lake bölgesine de gidebilirsiniz. Şarap bağlarıyla ve sakin atmosferiyle ünlü bir bölge. Biz yetiştiremedik ama listemizde kaldı.

Son Söz ☕

Niagara Falls’un büyüsü, sadece suyun gücünde değil, sizi saran huzurunda. Marriott Fallsview Hotel & Spa’nın odasından şelalenin gece ışıkları altında dans eden görüntüsünü izlemek, kelimelere sığmayacak kadar güzel bir andı.

Ve küçük ama çok özel bir not: Grandview Marketplace’teki Starbucks belki dünyanın en güzel manzaralı kahvecilerinden biri. Üç şelaleyi de aynı anda görebiliyorsunuz — manzarasıyla adeta Bebek Starbucks ile yarışır! Kahvenizi yudumlarken Niagara’nın sesiyle karışan o anın tadı gerçekten unutulmazdı.

Kısacası, Niagara bizim için sadece bir seyahat değil; doğayla, anla ve birbirimizle yeniden bağ kurduğumuz bir deneyim oldu. 🌈







17 Eylül 2024 Salı

Los Angeles Turu :))

Bilenler bilir aile olarak gezmeyi çok severiz. Sevgili eşim Yasemin ile 2017 yılından itibaren gezmeye başladık. Kanada, İsveç, Danimarka, Gürcistan, Belçika, Fransa, Italya, Çekya, Hollanda, Portekiz, Almanya, ABD, Meksika gibi ülkelere gittik ama oturup gezi notları yazamadık.

Bu sefer yazalım dedik, bakalım nasıl olacak :)

Los Angeles'a (LA) Proje Yönetimi Global Zirvesi için geldik. Bu zirve öncesinde 1 hafta gezme planı yapmak istedik, şirketlerden de izni koparınca Eylül 2024'de LA'ye koptuk geldik.


A. GENEL NOTLAR

Başlamadan önce dikkat edilecekleri sıralamak isterim:

1. Uçağımızı ülkemizin güzide markası THY'den 900 dolar civarına 2 ay öncesinde aldık. Ankara'daki çıkışlı oldukça normal bir fiyat sayılır.

2. Otel olarak arada Delta havayolları ile Las Vegasa gideceğimiz için 2 gün Los Angeles Havalimanına yakın Holiday Inn Lax Airport'da sonra 6 gün Downtown'daki E-Central Downtown'da konakladık. Kesinlikle Downtownda 7. Street metrosuna yakın yerde konaklamanızı tavsiye ederim. Bütçe olarak 150-200 dolar arası ayırdık.

3. Şehir içi ulaşım için Uber ya da Metro-Otobüs kullandık. LA'de metro kullanımı çok rahat ve kesinlikle metro ile gelmelisiniz. 

Metro ile Hollywood Walk of Fame, Santa Monica beach, Universal studio, Griffith observatory gibi klasikleşen yerlere çok rahat ulaşabiliyorsunuz. Metro kartı 2 dolar ve her binişte 1.75 dolar bedeli var. Haftalık abone vs bedeli var.

4. Yemek olarak LA'de hamburger, balık tarzı ve Meksika bowl tarzlı ürünler oldukça popülerdir. Devam kısımlarda onlara değineceğim. Genelde bütçe olarak öğün başına 10-25 dolar/kişi şeklinde harcama yaptık. 

LA'de her mekanda içme suyu (tap water) doğal hak olarak görülüyor ve direkt buzlu suyunuzu alabiliyorsunuz. Bahşiş olarak ise %18 ila %22 arası beklentileri var, biz genelde %20 bıraktık.

Bu arada Food Court alanlarında yemeklerinizi yedikten sonra çöplerinizi atmayı unutmayın. Son olarak LA'de umumi tuvaletler ücretsiz ve oldukça temiz.

5. Gittiğiniz yerlerden hatıra olarak magnet, anahtarlık almayı unutmayın. Bir de Clearance yazan bir mağaza varsa Sezon Sonu indirimi var demek, gidin bir bakın:))) 

Son olarak Amerika'da çoğu marka epostanızı alma karşılığında %10 indirim yapıyor, kasiyere bunu sormayı unutmayın. İndirim, indirimdir...

6. LA'de Burger olarak Johnny Burger, I&O Burger ve Five Guys gibi markaları tercih edebilirsiniz. Pizza olarak ise California ve Shakey's Pizza tercih edilebilir.

7. LA'da Homeless sayısı çok fazla ama kendi halindeler. Bu arada LA'da Meksika Kültürü çok hakim, çoğu etiket hem İngilizce hem de İspanyolca şeklindedir.

8. Bizim geldiğimiz dönemde güzel konser ya da basketbol maçı yoktu o yüzden gidemedik, buna üzülüyoruz :)

9. LA'de genelde yeme-içme mekanlarında şarj noktası bulmak oldukça zordu, yanınızda powerbank getirmelisiniz. Ayrıca, şarj için uygun dönüştürücüyü de getirmeyi unutmayınız.


B. GEZILECEK YERLER ve ALIŞVERİŞ 

Biz eşimle Venice Beach, Santa Monica Beach, Universial Studio, Citadel Avm, Griffith Gözlem Evi, Ünlüler Kaldırımı (Walk of Fame), Beverly Hills, Westfield Century City Avm, LACMA ve Dowtown bölgesini gezdik.


## Sahil Bölgesi ve Plajlar ##

Venice Beach ve Santa Monica Beach ailelerin ve gençlerin rahatça dolaştığı (kaykay, bisiklet, voleybol, spor aktiviteleri, kanalların etrafında yürüme, Venice ve Santa monica sign'ları önünde fotoğraf çektirmeler vb.) bir bölgedir. 

Santa Monica (SM) dönme dolabı görmeye değer çünkü okyanusun kenarında oyun alanı var galiba tek burası bu tür luna park. Burada Amerika'nın en uzun otoyolu Route 66'ın bitiş tabelasını görebilirsiniz.

Burada gündüz okyanusun serin sularına ayaklarınızı sokabilirsiniz neden ayağınızı dedim şu çok dalgalı ve sörf tahtası olmadan okyanusa girmek imkansıza yakın... 

Okyanusta yüzdükten sonra iskeledeki ücretsiz tuvalet ve duş hizmetini kullanabilirsiniz. Buranın etrafında Hot Dog ve taze meyve satan tezgahlardan 10-15 dolara alışveriş yapabilirsiniz.

Akşamında ise Santa Monica Pier dediğimiz iskelede güzel fotoğraf çektirip, burada dinlenebilirsiniz. 

SM bölgesinde Third Street Promenade (Gezinti) sokağını gezebilirsiniz. Burada trafiğe kapalı bir sokak ve bir çok mağaza (Apple store gibi) ve yeme içme mekanı var. Burada alışveriş yapabilirsiniz. Sörf tahtası şeklinde magnet alabilirsiniz.

Bu bölgede biz Venice yakın Chesecake Factory (bahçesi harika idi), Santa Monica bölgesindeki Marmalade Cafe (kahvaltı mekanı), Pier Burger, Earth Wind Flour (Family size makarnası güzeldi), Joe's Pizza, Sidecar Doughnuts (Donatları şu ana kadarki en iyisi diyebilirim. Huckleberry ya da sade olanı deneyebilirsiniz.) ve Rusty's Surf Ranch (Iskelede bir mekan taco ve fish&chips var, yanındaki Albright daha güzel görünüyordu ama saat 20.00 de kapandığı için giremedik.) adlı mekanlarda yedik, oldukça keyifli idi.

Westfield Century City, Grove AVM'leri, Original Farmer Market, Whole Foods Market, Beverly Hills ve LACMA (Burası sanat müzesi ve 200+ ışıklı direk var, akşam güzel fotoğraf çektirebilirsiniz) bu bölgeye yakın ve buraları gezebilirsiniz. 

Grove'da ünlü markalardan alışveriş yapabilirsiniz. Whole Foods Markette, Chobani adlı yoğurtu aldık, süzme yoğurt tadında idi. Bu markanın kurucusu Türkiye vatandaşı Hamdi Bey'miş.

Galiba bu sıralar ülkemizde Marc Jacobs'un Tote Bag adlı çantası ünlüymüş, Century City'e uğrayabilir, satın alabilirsiniz ve yine aynı AVM'de Macy's'den alışveriş yapabilirsiniz :)))


# Tema Parklar #

LA'de Disneyland, Warner Bros ve Universal Studios gibi parklar var. Biz Disney'e Pariste gittiğimiz için bu sefer Universal Studios'a (https://www.universalstudioshollywood.com/web/en/us linkinden gitmeden bilet aldık ve 1 gün alana 1 gün bedava kampanyası vardı. Hafta içi daha sakin olur diye Perşembe gününü tercih ettik. Hafta sonu giderseniz express almanız kesin gerekir.) gittik.

Otelimiz E-Central'ın yakınındaki 7th St metro istasyonundan hat B'ye binip Universal City alanında indik. Burada üst geçitten geçip ücretsiz transfer otobüsüne binip yukarı stüdyoya geçtik.

Stüdyoyu gezerken uygulamasını indirip, sıra durumunu takip edebilirsiniz ya da ana noktalardaki parka vizyonlara da bakabilirsiniz.

Universal Stüdyoda hafta içi olduğu çok sıra yoktu. Harry Poter, Studio Tour, KrustyLand (Simpsons), Jurassic World, Mario, Transformer, Mumya, Kungfu Panda'ya bindik hepsi oldukça zevkli idi. Tehlikeli ya da korkunç bir araç yoktu, Paris Disney'de Flash'e binmiştim, o oldukça dehşetti :(

Biz en çok Simpsons ve Kungfu Pandayı sevdik.

Universalda yemek olarak Simpsonsların Lard Lad Dougnut'ını ve yanındaki Cletus Chicken Shack'ı tavsiye ederiz. 

Stüdyodan çıkınca yanındaki City Walk AVM'yi turlarken Menchie Frozen Yogurttan dondurmanızı yemeyi unutmayın, yoğurt tabanlı dondurma ama bu yeni bir akım galiba oldukça lezzetli idi.


## Griffith Gözlemevi, Hollywood Sign, Walk of Fame ##

Downtowndaki 7th St Merkez metro istasyonundan B hattına binip, Vermont Sunsette inip, gözlemevine ücretsiz transfer yapan shuttlelarla ulaşım hızlıca sağlanıyor. Burada müzeyi gezip, Hollywood işaretini görecek şekilde bol bol fotoğraf cektirebilirsiniz. 

Gözlemevinin üst katından şehir manzarasının da fotoğrafını çekebilirsiniz. Ayrıca, burada teleskop ile Güneşi yakından görme deneyimini elde edebilirsiniz. Akşamının güzel olacağını düşünüyoruz ama biz gidemedik :((

Buradan sonra metro ile Hollywood Vine durağına geçtik. Orada Jennifer Lopez bizi karşıladı :) ve Yıldızlar Geçiti (walk of fame) sokak turu başladı. Buradan, Ovation Hollywood'a kadar yürütüp, kaldırımdaki ünlüleri takip edip, hediyelik eşya satın alabilirsiniz. Burada Oscar ödül töreninin yapıldığı Dolby Tiyatrosu, Çin Tiyatrosu gibi tiyatroları görebilirsiniz.

Biz, Ovation'deki Ben and Jerry's de güzel bir dondurma yemeği unutmayın oldukça lezzetli idi. Kesinlikle denemelisiniz.


## Downtown ##

Bu bölge finans, bakanlıklar, tekstil ve sanat bölgesi şeklinde alanlara ayrılıyor. Biz finans ile tekstil bölgesi arasında kaldık ve kongre merkezine yakın olduğumuz için yeme-içme mekanları oldukça güzeldi. 

Yard House (makarna ve tavuğu güzel), Fixins Soul Kitchen, Denny's (omleti güzel), the Original Pantry Cafe (kahvaltıda sıra oluyor) gibi mekanlara gittik.

Yakınlarda Apple Theatre, Grand Central Market, Grammy (müzik) Museum, Los Angeles Lakers Staples (Cryto.com Arena), Walt Disney Concert Hall bulunuyor.


## Alışveriş ##

Biz alışveriş için gezerken önümüze çıkan Downtown FIGat7th, Westfield Century City, Ovation AVM'leri dışında şehir merkezine 20-25 dk uzaklıktaki Citadel Avm'ye şehir merkezinden kalkan ücretsiz shuttle ile gittik (https://www.citadeloutlets.com/transportation/ linkinden bakabilirsiniz.).

Citadel'de nerdeyse tüm markalar var ve genelde fiyatlar ülkemiz fiyatına göre 1/3 ya da yarı fiyatı kadar diyebilirim. Citadel'de Subway, Starbucks (yumurtalı sandwichler harika), Chipotle Mexican Grills gibi yerlerden yedik lezzetliydi. Ben Meksika Bowlarını genelde seviyorum, pilav, fasulye, et ve cips biz Türklere uygun galiba :)

Bunlara ek olarak şehir içindeki Macys, Marshalls, TJ Max, Ross, Target ve Smart&Final gibi marketlere uğrayabilirsiniz. 

Whole Food Market, CVS pharmacy ve Erewhon Natural Foods Marketi (çok pahalı bir market, tembel insan reyonları bol :)) gibi sağlıklı ürün ya da vitamin satan yerleri kullanabilirsiniz.


C. ÖZET

Özetle, LA'ye minimum 5 gününüzü ayırmanızı tavsiye ederiz. Gitmeden önce mutlaka bir planınız olsun. LA düz bir şehir olduğu için yürümesi rahat. Bunun dışında yemek anlamında turistleri üzmüyor.

Biz en çok Universal Stüdyo, Santa Monica İskelesi ve bir de ucuza alışveriş yapmayı sevdik :))


Ek Bilgi: Arada Las Vegasa gitmiştik, oraya LA'den uçakla gittik. Las Vegasta bir tane cadde var orayı baştan sona gezerseniz tüm sistemi anlarsınız. Burası Las Vegas Strip diye geçiyor. Burada M&M store, Hard Rock Cafe, Marshall gibi mağaza/mekanları da bulabilirsiniz.


9 Temmuz 2020 Perşembe

Proje Yönetimi'nde Doğru Seçim Yapmak?

Proje yönetimi içinde insan ilişkilerini yüksek yoğunlukta barındıran bir disiplin. Bu disiplinde geleneksel (şelale) ve çevik yöntemler öne çıkıyor.

Geleneksel yöntem (PMBOK incelenebilir.) genelde daha tanımlı süreçlerin/faaliyetlerin olduğu, uzun teslimat sürelerini kabul eden sektörlerde kabul görüyor. Ama yazılım dünyasında bile uygulayanlar var. Aslında işin temelinde şirketin kültürü yattığı için şirketler seçimlerle bir şekilde kendi yollarını buluyorlar denilebilir.

Çevik yöntemler (DA, Scrum, XP, Kanban vb.) ise genelde yazılım dünyasında popüler. Yazılımcılar bu yöntemleri esnek oldukları için oldukça seviyorlar ve bir şekilde kendilerini daha rahat hissedebiliyorlar. Bence de oldukça esnekler ve bu metodolojilerin öne çıkan noktaları iyi efor ve iş takibine yardımcı oluyorlar.

Sizlerle bu alanları sonraki yazılarda da tek tek inceleyeceğiz. Ama şunu unutmayın bir çok araç, yöntem, disiplin var, önemli olan size uygun olanı seçmeniz...

Sağlıkla kalın...

16 Eylül 2018 Pazar

Endüstri 4.0 / Digitalleşme

Uzun bir aradan sonra sayfamda bir şeyler yazmak istedim. Bu hafta katıldığım Endüstri 4.0 üzerine olan PMI TR Zirvesinden ve deneyimlerimden bazı esintiler sunacağım.

Endüstri 4.0 (E4) nedir? sorusunu cevaplayarak yazıya başlayayım. Endüstri 4.0 aslında hayata digitalleşerek değer katma olarak düşünülebilir, bu değeri katarken her türlü bilgi sistemleri araçları, yeni üretim yöntemlerini kullanmak gerekiyor. Ör; 3D yazıcı ile bir ev yapmak aslında insanlığa değer katıyor hem hızlı bir şekilde yapılabildiği (müşteri memnuniyeti ve esneklik oldukça yüksek) için hem de ucuza ve verimli yapılabildiği için... (Neden Mars'da ev yapılmasın ki :))

Bir çok ülke E4 üzerine çalışma yapmaktadır, Ör; Endüstri 4.0'a (Almanya Endüstri 4.0 diyor) Japonya Toplum 5.0, ABD Akıllı İmalat, ülkemiz ise Tübitak raporuna göre Yeni Sanayi Devrimi: Akıllı Üretim Sistemleri ifadelerini kullanıyor.

Endüstri 4.0 içinde siber-fiziksel sistemler (simülasyon, dijital ikiz), yatay-dikey entegrasyon, IOT (nesnelerin interneti), otonom robotlar, büyük veri ve analitiği, bulut bilişim, artıştırılmış/sanal gerçeklik, eklemeli imalat (3D), yapay zeka uygulamaları (makine öğrenmesi vb.) , siber güvenlik yer alıyor.

Peki E4 uygulamak için önümüzdeki en önemli engeller neler? Genelde bu konuda ülkemizde farkındalık seviyesinde sıkıntı yok ama digitalleşme için liderlik, kültür ve yetenek kavramı başta olmak üzere bilgi sistemleri alt yapımız ve yapılacak işlerin boyutu ve maliyeti bizler için sıkıntı oluşturmaktadır (PMI TR Zirvesindeki konuşmacıların görüşlerinden çıkardığım durum). Bu konuda yüksek lisans tezime atıfta bulunmadan geçemeyeceğim. Tezimde Üretim Yönetim Sistemi (İng. Manufacturing Execution System: MES) yayılmasına etkileyen faktörleri incelediğimde üst yönetim desteği, yazılım ile donanım entegrasyonu, iş süreçlerinin yeniden tasarımı, iletişim ve kültürün istatistiksel olarak anlamlı olduğunu buldum.

Tübitak raporuna göre Türkiye'nin E4 Olgunluk seviyesi 2-3 (4 üzerinden) arasındadır. Peki firmalar nereden başlamalıdır bu işe?

Öncelikle, mevcut durumu analizi yapılmalı, sonrasın şirket içi ekiplerin katılımı ile şirket stratejisi E4 Yol Haritası hazırlanmalı, bu yol haritasına göre şirket içinde uygulamalar başlamalı ve gerektiğinde revizyon yapılmalıdır. Burada mevcut durum analizi oldukça çok kritiktir, zaten yanlış olan süreç üzerine digital bir teknoloji koymak anlamsızdır. Ör; şirket içi insan/makine kapasitesi ve çizelgesi yapılmıyorsa sonra sürekli iş yoğunluğu ve yetersizliğinden bahsediliyorsa bu anlamsızdır, öncelikle bunu yapılabilirliği sağlanmalıdır sonrasında bu süreci otomatikleştirmesi/digitalleştirmesi üzerine kafa yorulmalıdır.

Son olarak, E4 araçlarından yatay ve dikey entegrasyon (Ör; PLM-ERP-MES entegrasyonu ya da Tedarikçi ve Müşteri Portalların entegrasyonu) ile 3D'li üretim (Ör; artık CNC tezgah yerine 3D'li üretim yapan makine almak ve bunun atölyesini kurmak) savunma sanayisinde iş süreçlerin hızlanması için oldukça kritik olduğunu belirmek isterim. Tabi tüm yeni işleri yaparken iyi bir planlama ve bunların yönetimi (iş ve proje) gereklidir.



Not: E4 bazı iş alanların dönüşüm geçirmesine sebep olacaktır. Bundan etkilenmemek için yetkinlik seviyemizi sürekli artırmamız lazım.

19 Mayıs 2014 Pazartesi

BOS (Bill of Strategy) Yaklaşımı

İş hayatında çalışanlar BOM'u (Bill of Materials) duymuşlardır.

BOS ise Bill of Strategy dediğimiz bir kavramdır. Aslında literatürde böyle bir kavramla karşılaşmadım ama strateji oluşturmanın da ürün ağacı oluşturmakla aynı olduğunu düşünüyorum ve böyle bir kavramın literatüre eklenmesinin önemli olabileceğini düşünüyorum.

Peki bu konuya nereden geldiğimi sorarsanız; yüksek lisans kapsamında araştırdığım teknoloji yol haritası nasıl hazırlanır ile profesyonel yaşamda üretim planlamacı olarak çalışmamı birleştirdim diyebilirim. Bunun üzerine BOS kavramını ortaya attım.

BOS'da üst yönetimden-çalışana; çalışandan-üst yönetime şeklinde etkileşim olduğunu düşünüyorum keza aynı şekilde BOM'da da üretimden-tasarıma; tasarımdan üretime şeklinde güncelleme oluyor. İki yöntemde eşgüdümü içinde barındıran organizmalardır.

Beni bu konuya iten Teknoloji Yol Haritası (TYH) hazırlamada ise BOS, teknoloji eğilimleri, müşteri istekleri, ilgili alandaki kuruluşların dokümanlar TYH'na girdiyi oluşturuyor, sonrasında bir mühendislik yaklaşımı ile (kaynak kullanımı, önceliklendirme vb.) proses edildikten sonra çıktımız yani yol haritamız oluşuyor. Dokümanın hazırlanma sürecinde beyin fırtınaları, uzmanların görüşü ise en kıymetli değerlerdir.

Tabi yol haritası haritası hazırlamak aslında kolay iş olmasa da önemli olan bu yol haritasına uyabilmek ve onu hayata geçirebilmektir...

Görüşmek üzere,

#19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı - 19.05.2014




5 Ocak 2014 Pazar

Hafta Sonunu Nasıl İyi Değerlendirebiliriz?

Uzun zamandır bloguma yazı yazmamıştım. Bugün değerli bir arkadaşımın bizimle paylaştığı bir makaleden ilham alarak bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Yaklaşık 7 aydır profesyonel hayatın içindeyim. İş yerinde zaman öyle hızlı geçiyorki hafta sonları hızlıca geliyor fakat geldiği gibi de hızlıca da geçiyor. Peki bu noktada biz hafta sonunu daha iyi nasıl değerlendirebiliriz sorusu aklımıza her zaman geliyor. Bunun için, Zaman Yönetimi Uzmanı Laura Vanderkam'ın önerdiği yolları kullanabiliriz.

Vanderkam bizlere ilk olarak bilinçli kararlar verip, hafta sonumuzu önceden planlamanın önemli olduğunu söylüyor ve diyorki koltuğa oturup bütün hafta sonu televizyon izlemenin insanoğlunun yaptığı en büyük hata olarak yorumluyor.

Vanderkam özellikle hafta sonumuzu kendimiz için planlamamız gerekliğini savunuyor şöyleki: Bir kitap okumak istiyoruz ama ona zaman ayıramıyoruz ama hafta içi bunu planlayıp, kendimize çeşitli yapılacak işler listesi oluşturarak bunu yapabileceğimizi söylüyor. Bu durum hafta sonu yürüyüşe çıkmak, müzik dinlemek, sinemaya gitmek ya da film seyretmek gibi örneklerle çoğaltılabilir. ( Ayrıca yaptığımız plan gerçekleştiği zaman iç motivasyonumuzun artacağı gerçeğini de hiçbir zaman unutmayalım. )

Ayrıca yazar, hafta sonları için 3 ya da 5 tane büyük etkinlik planlamamızı, 100 Hayal Listemizin bize yol göstereceğini, hafta sonu sabahlarının kendimiz için bir şeyler yapmak için en iyi zaman olduğunu, biz profesyonel için hafta sonları telefonlarımızı bir kaç saatliğine dahi olsa kapatabileceğimizi ve haftaya iyi başlamak için ise pazar günü bizleri motive eden bir aktivite yapabileceğimizi söylüyor.

Aslında bakıldığında bunları yapmak hiç de zor değil, sadece bunları isteyip, hafta sonlarımızı en etkili bir şekilde kullanmak bizim elimizde diye düşünüyorum.

Umarım bizler zamanımızı iyi kullananlardanızdır...

Görüşmek üzere,